UYUŞTURUCU


Oysa vatanımızın, milletimizin ve ailelerinizin akıl ve mantığıyla hareket eden berrak ve uyuşmamış beyinlere ihtiyacı vardır.
Uyuşturucular; bugünümüzü ve yarınınızı karartan, sizi kendi benliğinizden ve milli kültürünüzden koparan bir felakettir.
Benliğinden ve öz kültüründen kopmuşluk da sizi bunalıma ve cemiyetin dışına iter. Bu itilmişlik ise bedeni varlığınızın yok olmasına kadar gidebilir.
Merak ve özentiyle başlayan sigara içme, daha sonra gelen alkol alışkanlığı ve bir üst derecesi olan bağımlılığı bataklığa düşmenin habercisidir. İnsanı insanlığından alıkoyan bu bataklıkta yaşamaksa alkolle birlikte cinsi sapıklığı, fuhşu, uyuşturucu bağımlılığını, frengi ve çağımızın en korkunç hastalığı olan AIDS'ı getirmesi kuvvetle muhtemeldir.
Biliniz ki, bu tür ortamların çoğunda ahlaki değerler geçersizdir. Ahlakın geçersiz olduğu ortamlarda bütün değer hükümleri tersine dönmüş, maddi ve manevi dengeler bozulmuş, sorumluluklar yitirilmiştir. Siz bu ortamda ancak, uyuşturucu tacirlerinin kazanç kapısı olursunuz.
Uzmanlarca yapılan araştırmalara göre; AIDS ile uyuşturucu ortamlarının ve uyuşturucu kullanımı arasında doğrudan veya dolaylı bir ilişki mevcuttur.
Büyük çoğunlukla siz gençlerin kullanımına sunulan, cazip gösterilen uyuşturucu maddeler; AIDS'e çeşitli hastalıklara, genç yaşta ölümlere sebep olmaktadır.
Doğru, dürüst ve çalışkan olmaya çalışın. Kendinize bir hedef belirleyin. Enerjinizi o hedefe varmak için kullanın.
Herkesin bir zayıfı ve zayıf yanı mutlaka vardır. Önemli olan bunu bilmek ve onun esiri olmamaktır.

 

AİLE İÇİ EĞİTİM

Eşler arasındaki ilişkilerin her zaman çok pürüzsüz olması beklenemez. Zaman zaman sürtüşme, anlaşmazlık ve tartışmalar da olması doğaldır. Önemli olan, anlaşmazlıklar karşısında, eşlerin olaya yaklaşımları, birbirlerine karşı davranışları ve çözüme ulaşmada izlenen yolların nasıl olduğudur.
Anlaşmazlıklarda eşlerin karşılıklı oturup konuşabilmesi, her iki tarafın da kabullenebileceği bir çözüm yolu bulabilme becerisi önem taşımaktadır. Hiç sorun yokmuş casına olayları görmezden gelip sahte bir uyum içinde yaşıyor olmak, hep birinin boyun eğmek zorunda sağlıksız bir ilişki biçimini sürdürmek, sorunların çözümünde çocuklara sarılmak ya da çatışmayı onların üzerine yansıtmak sağlıksız iletişim modelleridir.
Çocukların eğitiminde eşlerin beklentileri, istekleri, rolleri, sorumlulukları, yönlendirmeleri, eğitime yaklaşım biçimleri kuşkusuz birbiriyle tümüyle aynı paralelde olmayabilir. Ancak, temel konulardaki eğitim anlayışında, tutarlı ve uyumlu bir birlikteliğin sağlanması çocuklar adına önem taşımaktadır
 


MADDE BAĞIMLILIĞI TEHLİKESİNE KARŞI ANNE VE BABALARA ÖNERİLER.

    Anne ve babalar için Madde bağımlılığı ile ilgili önemli bir husus; Çocukları ve gençleri bağımsız olarak yetiştirme, onları madde bağımlılığından uzak tutabilecek en nemli bir etkendir.
Nitekim maddeler ancak kullanıldığında bağımlılık yaratırlar. Kişinin madde kullanması için ise buna önceden istekli olması gerekir. Yani kendinde sorumluluk duygusu gelişmemiş kişilerde maddeye alışma tehlikesi çok daha fazladır.

Anne-babalar neler yapabilirler.
Çocuklarımız bizi kendilerine örnek alırlar ve taklit ederler.
Çocuk eğitiminin önemli bir kısmını, çocuklarımızın her gün örebilecekleri tutum ve davranışlarımız teşkil etmektedir. Bu, maddeler konusunda da aynıdır. Çocuklar burada da bizden gördüklerini uygulayacaklardır.
Örneğin:
Alkole olan ilişkimiz nasıl?
· Alkolü bazen ve güncel yaşamı biraz renklendirsin diye mi içiyoruz?
· Yoksa bazı problemleri unutabilmek için mi?
· Yoksa artık alıştığımız ve alkolsüz yapamadığımız için mi?
 Sigaraya olan ilişkimiz nasıl?
· Çocuklarımıza sigara içtiğimizi ve sigarasız yapamadığımızı daima göstermekteyiz.
· Veya sigarayı bırakmak istediğimizi fakat bırakamadığımızı tekrarlayıp durmakta mıyız?Bilhassa annelerin sigara alışkanlığından çocuklar etkilenmektedir.
İlaçlara olan ilişkimiz nasıl?
· Büyük küçük her ağrı ve sızıda hemen ilaç alıyor muyuz?
· Veya kendimizi daha iyi hissedebilmek için sık sık ilaç mı alıyoruz?
· Yoksa ilaçları, bizi bunaltan olayların tesirini azaltmak için mi alıyoruz?

Çocuklarımız bizim davranışlarımızı görüp öğrenirler, onlar bizler gibi sorunların çözümünde, bizim davranışlarımızı kopya ederler.
Çocuklar aynı zamanda anne_babaların birbirlerine olan tutum ve davranışlarını da kendilerine örnek alırlar.
Birlikte yaşamak bazen mutluluk içinde, bazen de tatsızlık içinde olmaktadır. Önemli olan anlaşmazlıklarda bizim nasıl davrandığımızdır.

Örneğin:
Anlaşmazlıklarda oturup konuşabiliyor muyuz?
Her iki tarafında kabullenebileceği bir çözüm yolu bulabiliyor muyuz?
Yoksa taraflardan birisi buna evet demek zorunda mı kalıyor?
Yahut ta sorunlar yokmuş gibi davranıp harmoni içinde yaşıyormuşuz gibi görünmeye mi çalışıyoruz?
Veya çareyi çocuklara sarılmakta mı arıyoruz?
Çocukların eğitiminde her iki tarafta aynı şeyi mi istiyor?
Yoksa çocuklarımız sorunlara farklı yaklaştığımızın farkındalar mı?
Baba çok sert, anne ise sonunda her şeyi bağışlayan yumuşak birisi mi?
Çocuklarımıza, sorumluluk duygusunu verebilmek onları madde bağımlılığından uzak tutabilecek en önemli unsurdur.
Bu duyguyu verebilecek bir eğitim nasıl olmalı?
Sınırlar ve serbestlik.
Çocukların kendilerine güvenebilmeleri, kişilik sahibi olabilmeleri için yalnız başlarına, anne-babasız hareket edebilecekleri alanlara ihtiyaçları vardır. Burada anne-babalara düşen görev, çocuklarına bu serbest alanda yol göstermek ve serbestliğin sınırlarını da açık olarak belirlemektir. Eğer anne-babalar, çocukları için her şeyi yapıyorlarsa , sadece onları şımartmakla kalmazlar, aynı zamanda onları bağımlı, pısırık ve beceriksiz kişiler olarak yetiştirmiş olurlar.
Bu nedenle:
Çocukların belirli konularda, yaşlarına uygun olarak ve kendi başlarına serbest hareket edebilmeleri, onların kendi davranışlarını kontrol edebilmeleri için çok önemlidir.

Anne-babalar çocuklarını madde bağımlılığından korumak için neler yapabilirler.
Örnekler:
Çocuk,
Kendi başına bir karar verirse, kendisi belirli bir rizikoya girecektir. B u riziko ona ağır gelebilir ama eğer sonuç olumlu olursa, çocuk verdiği kararın doğru olduğunu öğrenecektir. Sonuç olumsuz olursa bu tecrübe ona her zaman için yararlı olacak ve özellikle onun sorumluluk duygusunu arttıracaktır.
Anne-babalar:
Çocuğun yaşına göre bazı kararları kendisinin vermesine ve ona zarar vermeyecek rizikolara girmesine göz yumarlarsa ve yine, yerine göre rizikonun olumsuz sonuçlarını çocuğun kendisinin üstlenmesini isterlerse, bu durum çocuk tarafından anne-babanın ona güveni olarak yorumlanacak ve çocuğun kendi kendine güvenini arttıracaktır.
Bağımsızlık ve şahsi sorumluluk ancak uzun sürede, küçük adımlarla ve alıştırmalarla verilebilir.
Her yaştaki çocuk için belirli sınırlar kaçınılmazdır.
Bu sınırları belirlerken, aile, okul, meslek eğitimi, maddi durum, ev durumu gibi aileden aileye değişen etkenlerin göz önünde tutulması gerekir.
Çok geniş sınırlar,
Çocukların gerçek yaşamı tam anlamıyla kavrayamamalarına ve nerede, ne zaman, nasıl davranılması gerektiğini kestirememelerine sebep olacaktır.
Gereksiz sınırlamalar ve yasaklar:
Çocukların yaşamda gerekli olan bazı konularda beceriksiz kalmalarına, karamsarlık ve daime şüphe içinde bulunmalarına ve dolayısıyla yeni problemlere yol açacaktır.
Kesin olarak belirlenmeyen sınır ve sorumluluklar:
Özellikle anne-babanın bugün böyle, yarın şöyle davranması veya birinin böyle ötekinin başka türlü tutumu,çocuğu doğal olarak şaşırtacaktır. Yine bazen sert davranmak ve çok dar sınırlamalar koymak, bazen de sınırlamaları kaldırıp onu tamamen serbest bırakmak, çocuğun ileride kendi kendine karar verebilmesini engelleyecek ve onu şaşkın bir duruma sokacaktır.


ÇOCUK VE GENCE ÖRNEK OLMA

Çocukların hergün karşı karşıya kaldıkları anne baba tutum, davranış ve ilişki biçimlerinin; onların eğitiminde çok önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Aile ilişkileri, çocuklar için, davranış biçimleri ve insan ilişkilerinin öğrenildiği bir sahne oluşturmaktadır. Madde kullanım konusunda da, benzer mekanizma işlenmekte olup; çocuklar, anne babanın maddeler konusundaki tutum ve davranışlarını gözlemlemekte ve benzer şeyleri uygulamaktadır.
Toplumda, anne baba başta olmak üzere, öğretmenler ve diğer etkili yetişkinlerin madde kullanımı konusundaki tutum ve davranışları; çocuk ve gençler için çoğu kez kavram karmaşası yaratmaktadır. Çocuk ve gençler, zararlı etkisi kesin olarak kanıtlanmış olan sigara ve alkol gibi maddelerin, neden erişkinler tarafından kullanıldıklarını tam olarak kavrayamamakta; kendilerinin de bu ve buna benzer maddeleri kullanabileceği düşüncesi oluşmaktadır. Anne babalar, her ne kadar, çocuk ve gençleri bağımlılık yapan maddeler konusunda uyarsa da; kendi sergiledikleri davranış modelleri, mantıklı uyarılarından çok daha etkin olmaktadır.
Bu nedenle, anne babaların, kendilerinin kullanımı konusundaki tutum ve davranışlarının nasıl olduğunu irdelemeleri gerekir. Örneğin alkol, sigara, ilaç kullanımı konularında bu maddeleri kullanma nedenleri, sıklıkları, bu maddelere gereksinimleri, kullanıp-bırakma paternleri, bu alandaki güçlülük ve zayıflıkları gibi özelliklerin hepsi önem taşımaktadır.
Çocuklar, anne babanın davranışlarını görerek öğrenir, anne-babanın birbirlerine olan tutum ve davranışlarını da kendilerine örnek alır, sorunların çözümünde anne babanın davranışlarını kopya ederler.

ÇOCUK VE GENÇTE MADDE KULLANIMINI DÜŞÜNDÜREN BELİRTİLER:

Ergenlik dönemi, puberte ile başladığı, gencin kendi ekonomik bağımsızlığının kazandığı yaşlara kadar sürdüğü kabul edilen bir gelişim dönemidir. Biyolojik, psikolojik ve ruhsal olarak hızlı değişimlerin yaşandığı bu cağ; kendine özgü bazı özellikler taşımaktadır. 10' lu yaşların başından, 20'li yaşların başı ya da ortasına kadar uzayabilen bu dönemde; bir çocuğu yetişkin hale gelmesi söz konusudur.
Her çocuk ve gencin kendine özgü biçimde yaşadığı bu dönemde, bireysel ruhsal bağımsızlığın kazanılması, uygun ve tutarlı akran ilişkilerinin kurulabilmesi, kimlik duygusunun şekillenmesi, geleceğe yönelik planların oluşturulması, karşı cinse ilişkin tutum ve davranışların tutarlı hale gelmesi, iş ve meslek yolunun çizilmesi, aile ve toplum değer yargılarının harmanlanıp kişinin kendine özgü bir değerler sistemi oluşturulması, ekonomik bağımsızlın sağlanması, davranışlarının sorumluluğunu üstlenir hale gelebilmesi gibi bir çok görev beklenmektedir.
Ergenlik döneminin uzun zaman sürmesi yanısıra, ergenden beklenen görevlerin çeşitliliği ve zorluğu; bu dönemde ergenlerin bazı sorunlar yaşamasına yol açabilir. Bu dönemin kendine özgü ruhsal ve davranışsal özellikleri, duygusal çalkantıları, uyum güçlükler, kimlik sorunları, bocalamaları,otoriteyle çatışmaları çoğu kez büyük sarsıntılara neden olmaksızın çözülür. Ancak bazı ergenler için, bu özellikler, ciddi ve ağır biçimde sorun yaşanmasına neden olabilir. Madde kullanımı da bu ciddi sorunlar arasında sayılmaktadır.
Ergenlik döneminin olağan gelişimsel çalkantılar arasında; derslerdeki başarısında dalgalanmalar, aileyle çatışma ve aile yaşamından uzaklaşma isteği, ruhsal yönden duygusal ve davranışsal sorunlar gösterme, ilgi ve isteklerinde kararsızlık ve değişkenlik, okul ya da meslek eğitimine ilişkin sorun ve bocalamalar yerini değiştirme gibi önemli kararlar söz konusu olabilir.
Çocuk ve gençlerde, madde bağımlılığının başlangıcını gösteren kesin bir işaret yoktur. Ergenliğin olağan duygusal sorunları ya da başka ruhsal bozuklukların da benzer belirtilere yol açabileceği akılda tutulmalı; ancak, ergende madde kullanımı kuşkusunu akla getirebilecek bazı ciddi davranış değişiklikleri gözden kaçırılmamalıdır (Tablo 6). Bu belirtilerin ciddiyetinin değerlendirilmesi, başka ruhsal sorunlarla ayırıcı tanının yapılması, çözüm önerileri ve tedavi yaklaşımı; madde kullanımı konusunda özelleşmiş çocuk/ergen psikiyatristleri ve erişkin psikiyatrislerinin görev ve sorumluluk alanı içindedir.



ÇOCUK VE GENÇTE MADDE KULLANIM KUŞKUSU YARATABİLECEK BELİRTİLER

1) Derslerdeki başarı oranı tamamen ve her derste birden düşmesi,
2) Sık sık arkadaş değiştirme,
3) Arkadaşlarına tamamen sırt çevirme,
4) Çevreyle ilişkilerden kaçınma,
5) Tamamen içine kapanma,
6) Hiçbir şeye ilgi duymama ve her şeyden uzak kalma,
7) Zaman zaman aşırı neşe ile öfke/saldırganlık arasında gidip dalgalanmalar,
8) Evde odasına kapanma,
9) Kendi bakım ve temizliğine dikkat etmez hale gelme,
10) Fazla para harcama,
11) Okulu ya da iş eğitimini tamamen bırakma,
12) Kendi geleceği için hiçbir yol görmeme,
13) Geleceğe dönük hiçbir adım atmak istememe,
14) Ellerde titreme,
15) Aşırı derecede terlemek,
16) Uykusuzluk.

ÖZGÜR, BAĞIMSIZ, SORUMLU, SINIRLARINI BİLEN, GÜVENLİ ÇOCUK YETİŞTİRME:

Madde bağımlılığı tehlikesi ile ilgili olarak anne babaların bilmesi gereken önemli özelliklerden biri; çocukları ve gençleri bağımsız olarak yetiştirebilmenin, onları madde bağımlılığından uzak tutabilecek en önemli etkenlerden biri olduğudur.
Maddeler, ancak kullanıldığında bağımlılık yaratırlar. Bağımlılık yapan maddelerin tümü ortadan kaldırılması mümkün olmayacağına göre; kişinin bu maddeleri kullanmama gücünün gelişmiş olması en temel özellik gibi görünmektedir. Kişinin madde kullanması için, maddeye hayır deme gücünün olmaması ve madde kullanımı konusunda önceden istekli olması gerekir. Bir başka deyişle, maddeye hayır diyemeyen ve kendisiyle ilgili sorumluluk duygusu yeterince gelişmemiş olan kişilerde maddeye alışma tehlikesi çok daha fazla olduğu söylenebilir.
Çocuklara sorumluluk duygusunu verebilmek, onları madde bağımlılığından uzak tutabilecek en önemli unsurdur.
Çocukları bağımsız olarak yetiştirmenin ne olduğu; onlara güven ve bağımsızlık duygusunu kazandıran bir eğitim yaklaşımının nasıl olacağı soruları hep akla gelmektedir.
Bunu anlayabilmek için, çocukların, kendilerine özgübir özgürlük ve serbestlikleri olması; ancak her şeyde olduğu gibi, bu özgürlüğünde sınırlarının iyi tanımlanması gerektiği bilinmelidir.
Çocukların kendilerine güvenebilmeleri, kişilik sahibi olabilmeleri için yalnız başlarına, anne-babasız hareket edebilecekleri alanlara gereksim bulunmaktadır. Anne-babaya düşen görev, çocuklarına bu serbest alanda yol göstermek; ancak bu serbestliğin sınırlarını da açık olarak belirlemektir.
Bu nedenle; çocukların belirli konularda; yaşlarına uygun olarak ve kendi başlarına serbest hareket edebilmeleri, onların kendi davranışlarını kontrol edebilmeleri için çok önemlidir.
Çocuk kendi başına bir karar verdiğinde; bu kararın kendi yaşamı üzerindeki etkileri konusunda bir sorumluluk alacak ve belli oranda bir riske girecektir. Bu risk ona ağır gelse bile, sonuçta kendisine bazı deneyimler kazandıracaktır. Kendi verdiği kararlar sonucu çocuğun olumlu şeyler elde etmesi, ona verdiği kararın doğru olduğunu öğrenecek; olumsuz şeyler yaşaması ise, bu deneyimin ona daha sonraki denemeler için katkıda bulunmasına sağlayacaktır. Bu deneyimler sonuçta, çocukta güven ve sorumluluk duygusunun gelişmesinde önemli adımlar olarak düşünülmektedir.
Bağımsızlık ve kişisel sorumluluk ancak uzun zaman süreci içinde, yavaş yavaş ve alıştırmalarla verilebilir.
Hangi yaşta olursa olsun, herkesin belirli sınırlara gereksinimi vardır.
Hem toplumsal yaşantıda uyumlu olabilmek, hem kişisel iç huzuru ve dengeyi sağlayabilmek için; kişinin belirli sınırlarının olmasına gerek vardır. Bu sınırlar, kişisel bütünlüğü koruyabilmek ve başkalarıyla iletişimde açık ve net olabilmek için de gereklidir. Bu sınırlar aynı zamanda, kişinin kendini hangi alanlarda ve nereye kadar geliştirebileceğinin da bir ölçüsü gibi düşünülebilir. Çocukların sınırları, önce anne baba olmak üzere çevre ve toplum tarafından belirlenmektedir. Aile, okul, meslek eğitimi, maddi durum, ev durumu gibi aileye değişen etkenler yanı sıra; alienin çocuk yetiştirme biçimleri, tüm alanlarıyla eğitim ve öğretim, toplumdaki sosyal ve kültürel değer yargıları da bu sınırların belirlenmesinde çok önem taşıyan değişkenlerdir.
Çocukların sınırlarının nasıl ve ne oranda olması gerektiği aile tarafından belirlenirken; kuşkusuz, çocuğun kendinden getirdiği yaratılış özellikleri de bunda etkili olmaktadır.
Daha bebeklikten başlayan bu sınırlar, çocuğun gereksinimleri ve ailenin tutumuna göre, her yaş için farklı düzey ve biçimde olmak üzere yeniden ayarlanmalıdır.
Çocuk ve gencin sınırları; "esnek ama gevşek değil", "belirli ama katı değil", " tutarlı ama değişmez değil", "yaptırımı olan ama zorlayıcı değil" nitelikte olmalıdır. Kuşkusuz, bu sınırların belirlenmesine, çocuk ve gencin gereksinimleri, beklentileri, dilekleri de önemsenmeli; gelişen topluma göre güncel değerler göz önüne alınmalı; çocuk ve gencin de bu oluşumda payının olmasına dikkat edilmelidir.
Çocuğa belirlenen sınırların çok geniş ve gevşek olması; bir anlamda "sınır olmaması" anlamına gelmektedir. Bu durumda çocuk ve genç, gerçek yaşamda neyi, ne zaman, nerede, nasıl yapacağını öğrenmemekte; davranışlarını ayarlama ve kontrol edebilmeyi becerememekte; gerçek yaşamdaki ilişkileri tam anlamıyla kavrayamamakta; insanlarla ve toplumla olan ilişkilerini ayarlayamamakta; kendi sınırlarının nerede bittiği ve başkalarının özğürlüğünün nerede başladığını kestirememekte; sosyal uyum ve iletişimde ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.
Bunun tersine, çocuğa gereksiz engellemeler ve yasaklardan oluşan bir sınır belirlenmesi; "çocuğun kişiliğinin aşırı sınırlanması" demektir. Bu durum, çocuk ve gencin yaşam becerilerinin gelişmesinde engelleyici rol oynamakta; güvensizlik, karamsarlık ve kuşku duyguları ve bunların neden olduğu yeni psikososyal sorunlara yol açmaktadır.
Sınır ve sorumlulukların kesin olarak belirlenmediği, anne baba arasında belirgin tutum farklılıkları olduğu, aynı konuda farlı zamanlarda farklı sınırların söz konusu olduğu durumlar; "belirsizlik, tutarsızlık ve güvenilmezlik" olarak değerlendirilmektedir. Böyle bir durumda, çocuk ve genci, kendi davranışlarını ayarlama, karar verme ve sorumluluk almada sorun yaşamasına neden olacaktır.

Tablo-1 Anne babalar için önemli cümleler.
Anne babalar için önemli cümleler:Çocuk ve genç,Duygusal açıdan Sevgi, ilgi, yakınlık, onaylama,Saygı görme, önem verilme,Övgü alma, cesaretlendirme, kendini özgürce anlatabilme,Belli sınırlar içinde bağımsız davranabilme,Sağlıklı bir ortamda büyüyüp gelişme,Uygun biçimde eğitilme,Umut ve beklentilerinin desteklenmesini ister.Çocuk ve genç Anne baba davranışlarını görerek öğrenir,Anne babayı kendine örnek alıp taklit eder,Anne babanın birbirlerine karşı davranışlarını gözler,Sorun çözümünde anne babadan gördüklerini yapar.Çocuk ve genç,Anne babanın ona zaman ayırmasına gereksinim duyar,Ailede olumsuz ilişkiler varsa onarılmasını ister,Sorumlulukları üstlenmede yol gösterilme ve destek arar.Çocuk ve genç,Çocuk ve gence sorumluluk duygusunu verilmelidir,Çünkü, sorumluluk duygusu madde bağımlılığından uzak olabilmede önemli bir unsurdur.


Anne babanın, çocuk eğitiminde unutmaması gereken bazı cümleler, madde kullanımı konusunda da geçerli olup (Tablo 1); yaklaşımın da dikkate alınmaları gereken bazı cümleler vardır.(Tablo 2).
Tablo 2. Alkol/Madde Kullanan Kişiyi Tedaviye Yönlendirmede Temel Yaklaşım
Tedaviye Yönlendirmede Temel Yaklaşımlar Alkol/Madde kullanan kişi, sorunun varlığını inkar etme eğilimindedir.Bir şey söylemek yerine, aktif biçimde çok iyi dinlemek Alkol/Maddenin, kişinin yaşamı üzerindeki olumsuz etkilerinin neler olduğunu farketmesini sağlamak,Tartışmadan kaçınmak,Yargılamamak,Kendine güvenmesini sağlamaya çalışmak,Onu olduğu gibi kabul etmek,Alkol/Madde kullanımıyla ilgili sorunların sorumluluğunu ona bırakmamak; kendi kararlarını vermesini desteklemek.
 

 
     
         
         
         

   Bilgi İşlem Şube Müdürlüğü © 2009