| |
UYUŞTURUCU
Oysa vatanımızın, milletimizin ve ailelerinizin akıl ve
mantığıyla hareket eden berrak ve uyuşmamış beyinlere
ihtiyacı vardır.
Uyuşturucular; bugünümüzü ve yarınınızı karartan, sizi
kendi benliğinizden ve milli kültürünüzden koparan bir
felakettir.
Benliğinden ve öz kültüründen kopmuşluk da sizi bunalıma
ve cemiyetin dışına iter. Bu itilmişlik ise bedeni
varlığınızın yok olmasına kadar gidebilir.
Merak ve özentiyle başlayan sigara içme, daha sonra
gelen alkol alışkanlığı ve bir üst derecesi olan
bağımlılığı bataklığa düşmenin habercisidir. İnsanı
insanlığından alıkoyan bu bataklıkta yaşamaksa alkolle
birlikte cinsi sapıklığı, fuhşu, uyuşturucu
bağımlılığını, frengi ve çağımızın en korkunç hastalığı
olan AIDS'ı getirmesi kuvvetle muhtemeldir.
Biliniz ki, bu tür ortamların çoğunda ahlaki değerler
geçersizdir. Ahlakın geçersiz olduğu ortamlarda bütün
değer hükümleri tersine dönmüş, maddi ve manevi dengeler
bozulmuş, sorumluluklar yitirilmiştir. Siz bu ortamda
ancak, uyuşturucu tacirlerinin kazanç kapısı olursunuz.
Uzmanlarca yapılan araştırmalara göre; AIDS ile
uyuşturucu ortamlarının ve uyuşturucu kullanımı arasında
doğrudan veya dolaylı bir ilişki mevcuttur.
Büyük çoğunlukla siz gençlerin kullanımına sunulan,
cazip gösterilen uyuşturucu maddeler; AIDS'e çeşitli
hastalıklara, genç yaşta ölümlere sebep olmaktadır.
Doğru, dürüst ve çalışkan olmaya çalışın. Kendinize bir
hedef belirleyin. Enerjinizi o hedefe varmak için
kullanın.
Herkesin bir zayıfı ve zayıf yanı mutlaka vardır. Önemli
olan bunu bilmek ve onun esiri olmamaktır.
AİLE İÇİ EĞİTİM
Eşler arasındaki ilişkilerin her zaman çok pürüzsüz
olması beklenemez. Zaman zaman sürtüşme, anlaşmazlık ve
tartışmalar da olması doğaldır. Önemli olan,
anlaşmazlıklar karşısında, eşlerin olaya yaklaşımları,
birbirlerine karşı davranışları ve çözüme ulaşmada
izlenen yolların nasıl olduğudur.
Anlaşmazlıklarda eşlerin karşılıklı oturup
konuşabilmesi, her iki tarafın da kabullenebileceği bir
çözüm yolu bulabilme becerisi önem taşımaktadır. Hiç
sorun yokmuş casına olayları görmezden gelip sahte bir
uyum içinde yaşıyor olmak, hep birinin boyun eğmek
zorunda sağlıksız bir ilişki biçimini sürdürmek,
sorunların çözümünde çocuklara sarılmak ya da çatışmayı
onların üzerine yansıtmak sağlıksız iletişim
modelleridir.
Çocukların eğitiminde eşlerin beklentileri, istekleri,
rolleri, sorumlulukları, yönlendirmeleri, eğitime
yaklaşım biçimleri kuşkusuz birbiriyle tümüyle aynı
paralelde olmayabilir. Ancak, temel konulardaki eğitim
anlayışında, tutarlı ve uyumlu bir birlikteliğin
sağlanması çocuklar adına önem taşımaktadır
MADDE BAĞIMLILIĞI TEHLİKESİNE KARŞI ANNE VE BABALARA
ÖNERİLER.
Anne ve babalar için Madde bağımlılığı ile ilgili önemli bir
husus; Çocukları ve gençleri bağımsız olarak yetiştirme,
onları madde bağımlılığından uzak tutabilecek en nemli
bir etkendir.
Nitekim maddeler ancak kullanıldığında bağımlılık
yaratırlar. Kişinin madde kullanması için ise buna
önceden istekli olması gerekir. Yani kendinde sorumluluk
duygusu gelişmemiş kişilerde maddeye alışma tehlikesi
çok daha fazladır.
Anne-babalar neler yapabilirler.
Çocuklarımız bizi kendilerine örnek alırlar ve taklit
ederler.
Çocuk eğitiminin önemli bir kısmını, çocuklarımızın her
gün örebilecekleri tutum ve davranışlarımız teşkil
etmektedir. Bu, maddeler konusunda da aynıdır. Çocuklar
burada da bizden gördüklerini uygulayacaklardır.
Örneğin:
Alkole olan ilişkimiz nasıl?
· Alkolü bazen ve güncel yaşamı biraz renklendirsin diye
mi içiyoruz?
· Yoksa bazı problemleri unutabilmek için mi?
· Yoksa artık alıştığımız ve alkolsüz yapamadığımız için
mi?
Sigaraya olan ilişkimiz nasıl?
· Çocuklarımıza sigara içtiğimizi ve sigarasız
yapamadığımızı daima göstermekteyiz.
· Veya sigarayı bırakmak istediğimizi fakat
bırakamadığımızı tekrarlayıp durmakta mıyız?Bilhassa
annelerin sigara alışkanlığından çocuklar
etkilenmektedir.
İlaçlara olan ilişkimiz nasıl?
· Büyük küçük her ağrı ve sızıda hemen ilaç alıyor
muyuz?
· Veya kendimizi daha iyi hissedebilmek için sık sık
ilaç mı alıyoruz?
· Yoksa ilaçları, bizi bunaltan olayların tesirini
azaltmak için mi alıyoruz?
Çocuklarımız bizim davranışlarımızı görüp öğrenirler,
onlar bizler gibi sorunların çözümünde, bizim
davranışlarımızı kopya ederler.
Çocuklar aynı zamanda anne_babaların birbirlerine olan
tutum ve davranışlarını da kendilerine örnek alırlar.
Birlikte yaşamak bazen mutluluk içinde, bazen de
tatsızlık içinde olmaktadır. Önemli olan
anlaşmazlıklarda bizim nasıl davrandığımızdır.
Örneğin:
Anlaşmazlıklarda oturup konuşabiliyor muyuz?
Her iki tarafında kabullenebileceği bir çözüm yolu
bulabiliyor muyuz?
Yoksa taraflardan birisi buna evet demek zorunda mı
kalıyor?
Yahut ta sorunlar yokmuş gibi davranıp harmoni içinde
yaşıyormuşuz gibi görünmeye mi çalışıyoruz?
Veya çareyi çocuklara sarılmakta mı arıyoruz?
Çocukların eğitiminde her iki tarafta aynı şeyi mi
istiyor?
Yoksa çocuklarımız sorunlara farklı yaklaştığımızın
farkındalar mı?
Baba çok sert, anne ise sonunda her şeyi bağışlayan
yumuşak birisi mi?
Çocuklarımıza, sorumluluk duygusunu verebilmek onları
madde bağımlılığından uzak tutabilecek en önemli
unsurdur.
Bu duyguyu verebilecek bir eğitim nasıl olmalı?
Sınırlar ve serbestlik.
Çocukların kendilerine güvenebilmeleri, kişilik sahibi
olabilmeleri için yalnız başlarına, anne-babasız hareket
edebilecekleri alanlara ihtiyaçları vardır. Burada
anne-babalara düşen görev, çocuklarına bu serbest alanda
yol göstermek ve serbestliğin sınırlarını da açık olarak
belirlemektir. Eğer anne-babalar, çocukları için her
şeyi yapıyorlarsa , sadece onları şımartmakla kalmazlar,
aynı zamanda onları bağımlı, pısırık ve beceriksiz
kişiler olarak yetiştirmiş olurlar.
Bu nedenle:
Çocukların belirli konularda, yaşlarına uygun olarak ve
kendi başlarına serbest hareket edebilmeleri, onların
kendi davranışlarını kontrol edebilmeleri için çok
önemlidir.
Anne-babalar çocuklarını madde bağımlılığından korumak
için neler yapabilirler.
Örnekler:
Çocuk,
Kendi başına bir karar verirse, kendisi belirli bir
rizikoya girecektir. B u riziko ona ağır gelebilir ama
eğer sonuç olumlu olursa, çocuk verdiği kararın doğru
olduğunu öğrenecektir. Sonuç olumsuz olursa bu tecrübe
ona her zaman için yararlı olacak ve özellikle onun
sorumluluk duygusunu arttıracaktır.
Anne-babalar:
Çocuğun yaşına göre bazı kararları kendisinin vermesine
ve ona zarar vermeyecek rizikolara girmesine göz
yumarlarsa ve yine, yerine göre rizikonun olumsuz
sonuçlarını çocuğun kendisinin üstlenmesini isterlerse,
bu durum çocuk tarafından anne-babanın ona güveni olarak
yorumlanacak ve çocuğun kendi kendine güvenini
arttıracaktır.
Bağımsızlık ve şahsi sorumluluk ancak uzun sürede, küçük
adımlarla ve alıştırmalarla verilebilir.
Her yaştaki çocuk için belirli sınırlar kaçınılmazdır.
Bu sınırları belirlerken, aile, okul, meslek eğitimi,
maddi durum, ev durumu gibi aileden aileye değişen
etkenlerin göz önünde tutulması gerekir.
Çok geniş sınırlar,
Çocukların gerçek yaşamı tam anlamıyla kavrayamamalarına
ve nerede, ne zaman, nasıl davranılması gerektiğini
kestirememelerine sebep olacaktır.
Gereksiz sınırlamalar ve yasaklar:
Çocukların yaşamda gerekli olan bazı konularda
beceriksiz kalmalarına, karamsarlık ve daime şüphe
içinde bulunmalarına ve dolayısıyla yeni problemlere yol
açacaktır.
Kesin olarak belirlenmeyen sınır ve sorumluluklar:
Özellikle anne-babanın bugün böyle, yarın şöyle
davranması veya birinin böyle ötekinin başka türlü
tutumu,çocuğu doğal olarak şaşırtacaktır. Yine bazen
sert davranmak ve çok dar sınırlamalar koymak, bazen de
sınırlamaları kaldırıp onu tamamen serbest bırakmak,
çocuğun ileride kendi kendine karar verebilmesini
engelleyecek ve onu şaşkın bir duruma sokacaktır.
ÇOCUK VE GENCE ÖRNEK OLMA
Çocukların hergün karşı karşıya kaldıkları anne baba
tutum, davranış ve ilişki biçimlerinin; onların
eğitiminde çok önemli bir rol oynadığı bilinmektedir.
Aile ilişkileri, çocuklar için, davranış biçimleri ve
insan ilişkilerinin öğrenildiği bir sahne
oluşturmaktadır. Madde kullanım konusunda da, benzer
mekanizma işlenmekte olup; çocuklar, anne babanın
maddeler konusundaki tutum ve davranışlarını
gözlemlemekte ve benzer şeyleri uygulamaktadır.
Toplumda, anne baba başta olmak üzere, öğretmenler ve
diğer etkili yetişkinlerin madde kullanımı konusundaki
tutum ve davranışları; çocuk ve gençler için çoğu kez
kavram karmaşası yaratmaktadır. Çocuk ve gençler,
zararlı etkisi kesin olarak kanıtlanmış olan sigara ve
alkol gibi maddelerin, neden erişkinler tarafından
kullanıldıklarını tam olarak kavrayamamakta;
kendilerinin de bu ve buna benzer maddeleri
kullanabileceği düşüncesi oluşmaktadır. Anne babalar,
her ne kadar, çocuk ve gençleri bağımlılık yapan
maddeler konusunda uyarsa da; kendi sergiledikleri
davranış modelleri, mantıklı uyarılarından çok daha
etkin olmaktadır.
Bu nedenle, anne babaların, kendilerinin kullanımı
konusundaki tutum ve davranışlarının nasıl olduğunu
irdelemeleri gerekir. Örneğin alkol, sigara, ilaç
kullanımı konularında bu maddeleri kullanma nedenleri,
sıklıkları, bu maddelere gereksinimleri,
kullanıp-bırakma paternleri, bu alandaki güçlülük ve
zayıflıkları gibi özelliklerin hepsi önem taşımaktadır.
Çocuklar, anne babanın davranışlarını görerek öğrenir,
anne-babanın birbirlerine olan tutum ve davranışlarını
da kendilerine örnek alır, sorunların çözümünde anne
babanın davranışlarını kopya ederler.
ÇOCUK VE GENÇTE MADDE KULLANIMINI DÜŞÜNDÜREN
BELİRTİLER:
Ergenlik dönemi, puberte ile başladığı, gencin kendi
ekonomik bağımsızlığının kazandığı yaşlara kadar sürdüğü
kabul edilen bir gelişim dönemidir. Biyolojik,
psikolojik ve ruhsal olarak hızlı değişimlerin yaşandığı
bu cağ; kendine özgü bazı özellikler taşımaktadır. 10'
lu yaşların başından, 20'li yaşların başı ya da ortasına
kadar uzayabilen bu dönemde; bir çocuğu yetişkin hale
gelmesi söz konusudur.
Her çocuk ve gencin kendine özgü biçimde yaşadığı bu
dönemde, bireysel ruhsal bağımsızlığın kazanılması,
uygun ve tutarlı akran ilişkilerinin kurulabilmesi,
kimlik duygusunun şekillenmesi, geleceğe yönelik
planların oluşturulması, karşı cinse ilişkin tutum ve
davranışların tutarlı hale gelmesi, iş ve meslek yolunun
çizilmesi, aile ve toplum değer yargılarının harmanlanıp
kişinin kendine özgü bir değerler sistemi oluşturulması,
ekonomik bağımsızlın sağlanması, davranışlarının
sorumluluğunu üstlenir hale gelebilmesi gibi bir çok
görev beklenmektedir.
Ergenlik döneminin uzun zaman sürmesi yanısıra, ergenden
beklenen görevlerin çeşitliliği ve zorluğu; bu dönemde
ergenlerin bazı sorunlar yaşamasına yol açabilir. Bu
dönemin kendine özgü ruhsal ve davranışsal özellikleri,
duygusal çalkantıları, uyum güçlükler, kimlik sorunları,
bocalamaları,otoriteyle çatışmaları çoğu kez büyük
sarsıntılara neden olmaksızın çözülür. Ancak bazı
ergenler için, bu özellikler, ciddi ve ağır biçimde
sorun yaşanmasına neden olabilir. Madde kullanımı da bu
ciddi sorunlar arasında sayılmaktadır.
Ergenlik döneminin olağan gelişimsel çalkantılar
arasında; derslerdeki başarısında dalgalanmalar, aileyle
çatışma ve aile yaşamından uzaklaşma isteği, ruhsal
yönden duygusal ve davranışsal sorunlar gösterme, ilgi
ve isteklerinde kararsızlık ve değişkenlik, okul ya da
meslek eğitimine ilişkin sorun ve bocalamalar yerini
değiştirme gibi önemli kararlar söz konusu olabilir.
Çocuk ve gençlerde, madde bağımlılığının başlangıcını
gösteren kesin bir işaret yoktur. Ergenliğin olağan
duygusal sorunları ya da başka ruhsal bozuklukların da
benzer belirtilere yol açabileceği akılda tutulmalı;
ancak, ergende madde kullanımı kuşkusunu akla
getirebilecek bazı ciddi davranış değişiklikleri gözden
kaçırılmamalıdır (Tablo 6). Bu belirtilerin ciddiyetinin
değerlendirilmesi, başka ruhsal sorunlarla ayırıcı
tanının yapılması, çözüm önerileri ve tedavi yaklaşımı;
madde kullanımı konusunda özelleşmiş çocuk/ergen
psikiyatristleri ve erişkin psikiyatrislerinin görev ve
sorumluluk alanı içindedir.
ÇOCUK VE GENÇTE MADDE KULLANIM KUŞKUSU YARATABİLECEK
BELİRTİLER
1) Derslerdeki başarı oranı tamamen ve her derste birden
düşmesi,
2) Sık sık arkadaş değiştirme,
3) Arkadaşlarına tamamen sırt çevirme,
4) Çevreyle ilişkilerden kaçınma,
5) Tamamen içine kapanma,
6) Hiçbir şeye ilgi duymama ve her şeyden uzak kalma,
7) Zaman zaman aşırı neşe ile öfke/saldırganlık arasında
gidip dalgalanmalar,
8) Evde odasına kapanma,
9) Kendi bakım ve temizliğine dikkat etmez hale gelme,
10) Fazla para harcama,
11) Okulu ya da iş eğitimini tamamen bırakma,
12) Kendi geleceği için hiçbir yol görmeme,
13) Geleceğe dönük hiçbir adım atmak istememe,
14) Ellerde titreme,
15) Aşırı derecede terlemek,
16) Uykusuzluk.
ÖZGÜR, BAĞIMSIZ, SORUMLU, SINIRLARINI BİLEN, GÜVENLİ
ÇOCUK YETİŞTİRME:
Madde bağımlılığı tehlikesi ile ilgili olarak anne
babaların bilmesi gereken önemli özelliklerden biri;
çocukları ve gençleri bağımsız olarak yetiştirebilmenin,
onları madde bağımlılığından uzak tutabilecek en önemli
etkenlerden biri olduğudur.
Maddeler, ancak kullanıldığında bağımlılık yaratırlar.
Bağımlılık yapan maddelerin tümü ortadan kaldırılması
mümkün olmayacağına göre; kişinin bu maddeleri
kullanmama gücünün gelişmiş olması en temel özellik gibi
görünmektedir. Kişinin madde kullanması için, maddeye
hayır deme gücünün olmaması ve madde kullanımı konusunda
önceden istekli olması gerekir. Bir başka deyişle,
maddeye hayır diyemeyen ve kendisiyle ilgili sorumluluk
duygusu yeterince gelişmemiş olan kişilerde maddeye
alışma tehlikesi çok daha fazla olduğu söylenebilir.
Çocuklara sorumluluk duygusunu verebilmek, onları madde
bağımlılığından uzak tutabilecek en önemli unsurdur.
Çocukları bağımsız olarak yetiştirmenin ne olduğu;
onlara güven ve bağımsızlık duygusunu kazandıran bir
eğitim yaklaşımının nasıl olacağı soruları hep akla
gelmektedir.
Bunu anlayabilmek için, çocukların, kendilerine özgübir
özgürlük ve serbestlikleri olması; ancak her şeyde
olduğu gibi, bu özgürlüğünde sınırlarının iyi
tanımlanması gerektiği bilinmelidir.
Çocukların kendilerine güvenebilmeleri, kişilik sahibi
olabilmeleri için yalnız başlarına, anne-babasız hareket
edebilecekleri alanlara gereksim bulunmaktadır.
Anne-babaya düşen görev, çocuklarına bu serbest alanda
yol göstermek; ancak bu serbestliğin sınırlarını da açık
olarak belirlemektir.
Bu nedenle; çocukların belirli konularda; yaşlarına
uygun olarak ve kendi başlarına serbest hareket
edebilmeleri, onların kendi davranışlarını kontrol
edebilmeleri için çok önemlidir.
Çocuk kendi başına bir karar verdiğinde; bu kararın
kendi yaşamı üzerindeki etkileri konusunda bir
sorumluluk alacak ve belli oranda bir riske girecektir.
Bu risk ona ağır gelse bile, sonuçta kendisine bazı
deneyimler kazandıracaktır. Kendi verdiği kararlar
sonucu çocuğun olumlu şeyler elde etmesi, ona verdiği
kararın doğru olduğunu öğrenecek; olumsuz şeyler
yaşaması ise, bu deneyimin ona daha sonraki denemeler
için katkıda bulunmasına sağlayacaktır. Bu deneyimler
sonuçta, çocukta güven ve sorumluluk duygusunun
gelişmesinde önemli adımlar olarak düşünülmektedir.
Bağımsızlık ve kişisel sorumluluk ancak uzun zaman
süreci içinde, yavaş yavaş ve alıştırmalarla
verilebilir.
Hangi yaşta olursa olsun, herkesin belirli sınırlara
gereksinimi vardır.
Hem toplumsal yaşantıda uyumlu olabilmek, hem kişisel iç
huzuru ve dengeyi sağlayabilmek için; kişinin belirli
sınırlarının olmasına gerek vardır. Bu sınırlar, kişisel
bütünlüğü koruyabilmek ve başkalarıyla iletişimde açık
ve net olabilmek için de gereklidir. Bu sınırlar aynı
zamanda, kişinin kendini hangi alanlarda ve nereye kadar
geliştirebileceğinin da bir ölçüsü gibi düşünülebilir.
Çocukların sınırları, önce anne baba olmak üzere çevre
ve toplum tarafından belirlenmektedir. Aile, okul,
meslek eğitimi, maddi durum, ev durumu gibi aileye
değişen etkenler yanı sıra; alienin çocuk yetiştirme
biçimleri, tüm alanlarıyla eğitim ve öğretim, toplumdaki
sosyal ve kültürel değer yargıları da bu sınırların
belirlenmesinde çok önem taşıyan değişkenlerdir.
Çocukların sınırlarının nasıl ve ne oranda olması
gerektiği aile tarafından belirlenirken; kuşkusuz,
çocuğun kendinden getirdiği yaratılış özellikleri de
bunda etkili olmaktadır.
Daha bebeklikten başlayan bu sınırlar, çocuğun
gereksinimleri ve ailenin tutumuna göre, her yaş için
farklı düzey ve biçimde olmak üzere yeniden
ayarlanmalıdır.
Çocuk ve gencin sınırları; "esnek ama gevşek değil",
"belirli ama katı değil", " tutarlı ama değişmez değil",
"yaptırımı olan ama zorlayıcı değil" nitelikte
olmalıdır. Kuşkusuz, bu sınırların belirlenmesine, çocuk
ve gencin gereksinimleri, beklentileri, dilekleri de
önemsenmeli; gelişen topluma göre güncel değerler göz
önüne alınmalı; çocuk ve gencin de bu oluşumda payının
olmasına dikkat edilmelidir.
Çocuğa belirlenen sınırların çok geniş ve gevşek olması;
bir anlamda "sınır olmaması" anlamına gelmektedir. Bu
durumda çocuk ve genç, gerçek yaşamda neyi, ne zaman,
nerede, nasıl yapacağını öğrenmemekte; davranışlarını
ayarlama ve kontrol edebilmeyi becerememekte; gerçek
yaşamdaki ilişkileri tam anlamıyla kavrayamamakta;
insanlarla ve toplumla olan ilişkilerini
ayarlayamamakta; kendi sınırlarının nerede bittiği ve
başkalarının özğürlüğünün nerede başladığını
kestirememekte; sosyal uyum ve iletişimde ciddi
sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.
Bunun tersine, çocuğa gereksiz engellemeler ve
yasaklardan oluşan bir sınır belirlenmesi; "çocuğun
kişiliğinin aşırı sınırlanması" demektir. Bu durum,
çocuk ve gencin yaşam becerilerinin gelişmesinde
engelleyici rol oynamakta; güvensizlik, karamsarlık ve
kuşku duyguları ve bunların neden olduğu yeni
psikososyal sorunlara yol açmaktadır.
Sınır ve sorumlulukların kesin olarak belirlenmediği,
anne baba arasında belirgin tutum farklılıkları olduğu,
aynı konuda farlı zamanlarda farklı sınırların söz
konusu olduğu durumlar; "belirsizlik, tutarsızlık ve
güvenilmezlik" olarak değerlendirilmektedir. Böyle bir
durumda, çocuk ve genci, kendi davranışlarını ayarlama,
karar verme ve sorumluluk almada sorun yaşamasına neden
olacaktır.
Tablo-1 Anne babalar için önemli cümleler.
Anne babalar için önemli cümleler:Çocuk ve genç,Duygusal
açıdan Sevgi, ilgi, yakınlık, onaylama,Saygı görme, önem
verilme,Övgü alma, cesaretlendirme, kendini özgürce
anlatabilme,Belli sınırlar içinde bağımsız
davranabilme,Sağlıklı bir ortamda büyüyüp gelişme,Uygun
biçimde eğitilme,Umut ve beklentilerinin desteklenmesini
ister.Çocuk ve genç Anne baba davranışlarını görerek
öğrenir,Anne babayı kendine örnek alıp taklit eder,Anne
babanın birbirlerine karşı davranışlarını gözler,Sorun
çözümünde anne babadan gördüklerini yapar.Çocuk ve
genç,Anne babanın ona zaman ayırmasına gereksinim
duyar,Ailede olumsuz ilişkiler varsa onarılmasını
ister,Sorumlulukları üstlenmede yol gösterilme ve destek
arar.Çocuk ve genç,Çocuk ve gence sorumluluk duygusunu
verilmelidir,Çünkü, sorumluluk duygusu madde
bağımlılığından uzak olabilmede önemli bir unsurdur.
Anne babanın, çocuk eğitiminde unutmaması gereken bazı
cümleler, madde kullanımı konusunda da geçerli olup
(Tablo 1); yaklaşımın da dikkate alınmaları gereken bazı
cümleler vardır.(Tablo 2).
Tablo 2. Alkol/Madde Kullanan Kişiyi Tedaviye
Yönlendirmede Temel Yaklaşım
Tedaviye Yönlendirmede Temel Yaklaşımlar Alkol/Madde
kullanan kişi, sorunun varlığını inkar etme
eğilimindedir.Bir şey söylemek yerine, aktif biçimde çok
iyi dinlemek Alkol/Maddenin, kişinin yaşamı üzerindeki
olumsuz etkilerinin neler olduğunu farketmesini
sağlamak,Tartışmadan kaçınmak,Yargılamamak,Kendine
güvenmesini sağlamaya çalışmak,Onu olduğu gibi kabul
etmek,Alkol/Madde kullanımıyla ilgili sorunların
sorumluluğunu ona bırakmamak; kendi kararlarını
vermesini desteklemek.
|
|